ProjeKent Yazılım Yarışmasına Neden Sponsor Olduk?

Dün akşama doğru aşağıdaki epostayı aldım. ProjeKent kapsamında sponsor olduğumuz yazılım yarışmasına katılmayı düşünen iki değerli arkadaş kafalarındaki tereddütleri bizimle paylaşmışlar. Herşeyden önce birçok insan gibi amaaan bana ne ya diyip geçmedikleri ve canlarını sıkan noktaları bizle paylaştıkları için onlara çok teşekkür ederim.

Yazdıkları epostayı sizinle paylaşmamın nedeni, benzer düşünceleri aklından geçirmiş, sırf bu yüzden yarışmaya katılmayan başka arkadaşlar da varsa, onların da kafalarındaki soru işaretlerini kaldırmaya yardımcı olmak ve belki bir ümit yarışmaya katılmaya heveslendirmek.

Aşağıdaki yazıda tabii ki arkadaşların gerçek isimlerini kullanmadım.

Merhaba Gerger Yazılım çalışanları,

IEEE 'nin düzenlediği Projekent etkinliğindeki projenizle ilgileniyoruz, fakat proje açıklamasını incelediğimizde kafamızı karıştıran bir bölümle karşılaştık.

“Diğer bir olmazsa olmaz ise kodlama sırasında bizimle temasa geçmeniz. Belirli aralıklarla kodunuzu bize göndermeniz ve bizden geri besleme almanız programınızın başarısı için çok önemli. Eğer bunu yapmazsanız ve sizinle ilk defa final günü karşılaşırsak emeklerinizin boşa gitme olasılığı çok yüksek. Bizimle lütfen Twitter’da @yalimgerger adresinden temasa geçin.”


Projenin geliştirilmesi kısmında profesyonel olarak arz ve talep uyumunun kontrol edilmesi , kademelerin düzenli bir şekilde geçilmesi tabii ki çok önemli bir konu , ve başarılı bir işin çıkması için bizim de bu konuda aksi bir düşüncemiz yok , fakat bu iletişimlerde kodun müşteri olarak adlandırabileceğimiz "size" gönderilmesi kısmı açıkçası çok da yarışmaya katılacak bir proje için güvenilir bir yöntem gibi gözükmemekte.
Tüm istenilenleri gerçekleyen bir proje , size göre niçin yarışmanın son günü başarısız olarak addediliyor ? Siz yazılım projelerinizi kurumsal iş hayatınızda bu şekilde mi yürütüyorsunuz ?

İyi çalışmalar

Edi ile Büdü

Sevgili Edi ile Büdü,

Yazdıklarınız, yarışma ile ilgili bazı noktaları, özellikle de bu yarışmaya neden sponsor olduğumuzu iyi anlatamadığımızı bana fark ettirdi. Bana bu eksikliği giderme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Biz bu yarışmaya niye sponsor olduk?

Sizi tanımak istiyoruz.
Yazılım ile uğraşıyoruz. Siz yazılım öğreniyorsunuz. Ofisimiz İTÜ Maslak yerleşkesinde. Sizin fakülteden yürüyerek ondört dakika. Yine de birbirimizden hiç haberimiz yok. Biz o kapısına gelince güvenlik görevlisini geçemediğiniz, randevu alınmadan girilemeyen, olur ha girdiğinizde de sizi geldiğinize geleceğinize pişman eden şirketlerden değiliz. Biz sizi merak ediyoruz. Ne yapıyorsunuz, ne ediyorsunuz? Keyifler yerinde mi? Hikayeniz ne? Bilmek istiyoruz.

Size öğretmek istiyoruz.
Geldiğiniz yollardan geri dönüyoruz. O yolun ne kadar sıkıntılı, ne kadar karışık, ne kadar zor ve bir o kadar da zevkli, heyecanlı ve unutulmaz olduğunu biliyoruz. Yolun devamında ne var biliyoruz ve size anlatmak istiyoruz. Bakın burda Serdar abiniz JavaScript’e takla attırıyor. Öskan abiniz artık başka bir boyutta zaten, onu biz de anlamıyoruz. Beraber çalışırsanız, belki birşeyler kaparsınız diye umuyoruz.

Sizden öğrenmek istiyoruz.
Aman sakın ha bizi ukala dümbeleği, bir köşe başını tutmuş, geleni geçeni hor gören, kötü insanlar sanmayın. Siz bizden daha zeki, daha yetenekli, daha yaratıcısınız. Sizin canavar gibi, fişek gibi çocuklar olduğunuzu biliyoruz. Bize biraz o enerjinizden, o delikanlılığınızdan verin istiyoruz. “Ya bak gördün mü JavaScript ile ne yapmış çocuk”, “Ben hiç bilmiyordum bu tekniği vay be”, “Müthiş bir algoritma bu kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi valla helal olsun” demek istiyoruz.

Sizi takdir etmek istiyoruz.
Maarifet iltifata tabiidir biliyoruz. Kolay değil bu sınavları kazanıp, buralar gelip, bu işleri yapmak, farkındayız. Ülkemizin, belki de dünyanın kültürü maalesef yermek, cesaretini kırmak, eksiklerini hatırlatmak, haddini bildirmek üzerine kurulu. Biz bunu sevmiyoruz. Biz size hayranız. Bıkmadan usanmadan ne kadar iyi, ne kadar farklı, ne kadar önemli olduğunuzu size hatırlatmak istiyoruz. Yarışmada bir ödül alın da, anneniz sizinle gurur duysun, bütün komşulara anlatsın istiyoruz.

Sizle paylaşmak istiyoruz.
Hayatta güzel ne varsa; bilgi, fikir, tecrübe, başarı, para, sağlık, şarkı, şiir, aşk, börtü böcek. Hepsi paylaştıkça artıyor. Saklayan, gizleyen kaybediyor. Birçok insan, hasis, cimri, art niyetli olduğu için değil, korktuğu için paylaşmıyor. Sömürülmekten, soyulmaktan, pişman olmaktan korkuyor. Belki ağızları yanmıştır, belki ağzı yanan biri öğütlemiştir, bilmiyoruz. Biz korkmayın, bendinize sığmayın taşın istiyoruz. Belki bu yarışma ağzınızda güzel bir tat bırakır, siz de başkalarına paylaşmayı öğütlersiniz diye umuyoruz.

Beraber eğlenmek istiyoruz.
Biz işimizi çok seviyoruz. Bizim için problem çözmek bir eğlence. Sizin için de öyle olmalı ki, yazılım yarışmasına katılmak istiyorsunuz. Beraber oynayalım istiyoruz. Organizasyona bir espri katması için küçük bir para ödülü de koyduk. Ancak bu ödülün, yılbaşında ailenizle tombala oynarken çinkonun beş lira olmasından bir farkı yok. Zaten yarışma demek bile yanlış aslında. Bir oyun bu. Birinci, ikinci, üçüncü seçmiyoruz. Katılanlara gücümüz yettiğince bir afferim demek istiyoruz.

Kısacası sevgili Edi ve sevgili Büdü; bu oyun bittikten sonra “ Ya ne iyi etmişiz de katılmışız, seneye olsa da yine katılsak ya çok güzeldi ” demenizi istiyoruz. Biz de “Ya ne iyi ettik de bu işi yaptık. Keşke daha önce yapsaydık. Seneye daha güzel bişi yapalım” demek istiyoruz.

Daha da kısacası sevgili Edi ve sevgili Büdü: Sizi seviyoruz. En kısa zamanda ofisimize bekliyoruz.

İyi seneler.

Yalım K. Gerger

Comments

Popular posts from this blog

Monitoring Oracle Database with Zabbix

Powerful Free Webinar Network for Oracle Developers